RSS

Etiket arşivi: Mısır

Çalınan Güven

Bu sabah, yalnız ve duru bir piyano sesi var kafamda. Etrafımı çeviren mezarlıkları, Kızıl Deniz’i aşan Musa gibi yarıp (geçiyorum).. Servilerden dalgalar arasında asasız yürüyorum ve itimadını yitirmiş bir peygamber hüznü çökmüş içime. Sönmüş mazinin yitip giden hatıralarında ehemmiyetli ama bugün iki paralık olmuş eskileri satan bir antikacı gibiyim. Ağzımda bir kekremsi tat ve kafamda (su birikintisinden gördüğüm) ekşimiş bir surat… Durgunum, umutsuzum.

 

Bildiğim son üç beş bin yılda sayısız kez tekrar eden hüzünlerin, yarım kalmışlıkların ve ayrılıkların bıkkınlığını gömleğimin omzundaki tozlar gibi silkebilsem keşke. Yitirilen en kıymetli şey itimadım. İsraf edilen zamansa ömür..

 

Belki kalabalık bir şehirde, misal burada yani İstanbul’da, birbirimizi hiç tanımadan; sen kocaman, güneş gibi gözlerin ve beyaz elbisenle geçip gitsen yanımdan ve bu öykü hiç başlamadan bitse..

 

Mezarlıkta kocaman taşlar ve heybetli başlar üzerinde kavuklar.. Mısır’ın fethinde Kahire sokaklarında sönüp giden binlerce neferin pırıltısına, bugünün fukara Türkiye’sindeki gönüllerimizin heyecandan uzaklığı nispetinde burkuluyor içim. Sina çöllerinde yarı beline kadar kuma gömülmüş bir çeşmenin kitabesi mahzun, çatlamış, kararmış… Banisi olacak belki de bir isim okunuyor kısmen: Yeniçeri Ağası Emir-i Emiran.

 

Tam bu anda Anadolu’nun belleğinden bir hikaye anımsıyorum. Bir Teşkilat-ı Mahsusa subayı olan Arap Dede namında babayiğit, boylu poslu ve asil soylu bir adam varmış. Cihan harbinde ölümsüz dediğimiz büyük devletimiz yıkılıp, Arabistan şefkatimizden koparılınca malını mülkünü çantasında ve yüreğinde toplamış, atını memleketi olan Domaniç’e sürmüş. Çölde, yolda, bir kuyunun başında bir bedevi görmüş. Herif yarı baygın, susuz, perperişan aman edermiş, su dilenirmiş. Arap Dede varmış hemen sulamış garibanı. Esasen kuzu postuna girmiş bir kurt olan bedevi, numarayı bırakmış ve hızlı davranıp silahını almış babanın. Bedevilik adetince tepeden tırnağa soyuvermiş onu. Arap Dede, mahzun mahzun bakakalmış arkasından ve üç lafla arzu hal etmiş: ” Bak Ey Eşkiya! Atımı aldın sana helal ederim; kıyafetim, param, silahım ve hatta mataram dahi sana helal olsun. Lakin benim insanlara olan güvenimi çaldın onu sana haram ettim.” demiş. Ve yalın ayak başı kabak yürümüş de varmış memleketine. Ölünce mezarına kimisi Arap Dede kimisi de İtimat Dede diye türbe payesi biçmiş.

 

Bu hayatta yitirdiklerimi düşündüm de sonra, insana duyduğum güvenden daha büyük ne çalınabilir benden?

Reklamlar
 
Yorum yapın

Yazan: Ağustos 30, 2016 in Edebiyat Üzerine

 

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,