RSS

Etiket arşivi: af

Afname

Maziyi ve ben’i unutmadım; ama kendimi bu kadar önemsememem gerektiğini unuttum.

 

Vicdan ve mazi prangalarında çürüdü bedenim; umut ışığına hasret, merhametsizlikten kurumuş dudaklarımla her türlü kötülüğün karanlığında yara bere içinde kaldı her bir yerim. Elim yüzüm yunup bahara varamayınca çareyi gitmekte bulmuştum. Kıtalar aştım, denizler geçtim, kaçtım gittim. Ama peşimdeki gittikçe uzayan gölgeden kurtulamadım. İnsan kendinden nereye kaçacak? Aklımdan dahi geçiremeyeceğim sürüsüyle hatalar yaptım, acılar çektim dipsiz bir kuyuya yuvarlanır gibi. Geceler günler boyu uykusuz, tatsız tuzsuz ve mutsuz nefes aldım, yemek yedim ve banyoya gittim. Yaradana bile sığınacak yüzüm kalmadı, günahları tekrarlamaktan kalbim köseleye döndü. Anamın başımı okşadığı her bir sabahta, yumurta, süt, ballı ekmek yedirdiği çocuk ben değildim artık, yüzümde o temiz gülümseme, gözlerimde o pak ışıltı yok. Kendimle savaşmaktan bitap; yapmayacağım artık dediklerimi daha beteri ile yapmaktan yılgın; perperişan kaldım. Hep bir kurtarıcı bekledim insanların iki bin yıldır mehdiyi beklediği gibi. Hayır mehdi gelmeyecek, gökyüzünden ışıklar içinde bir melek de inmeyecek; gerçek bu! Hasetle kardeş kanı dökerek hoş gelmediğimiz bu yeryüzünde kendi kaderimize amir ve kendi ömürlerimize mahkumuz. Biz bu hapishaneden çıkartılıp yüce divana sevk edilince ne ardımızdan konuşulan ne mazide yatan mühimdir, mühim olan o hakimin hükmü ve lütfudur. İki aydır aklımı kurcalayan bir şiir parçası göze kaçmış bir cam kırığı gibi dert kanını damla damla akıtarak hakikati gözümü soktu:

 

Fanilik köyünde akıllı ile deli birdir aynıdır.

Denizin dibinde taş ile inci danesi birdir aynıdır.

”İyi ve kötü sayma” işi ortadan kalkınca

Mescit ile meyhane birdir aynıdır.

 

 

Uykusuz bir gecenin ardından bu sabah, kalktım; elimi yüzümü yıkayıp havluyla kurulandım ve büyük bir iş yaptım: kendimi affettim. Böylece büyük bir makama gitmek için lazım olan ilk mühürlü, ıslak imzalı evrakı temin etmiş biçare vatandaş gibi sonraki kapıya yani en büyük kapıya yüzümü döndüm. Rabbimin katına müracaat etmeye yüz buldum, başımı eğdim, divana gidip edeple el bağlayıp durdum.

 
Yorum yapın

Yazan: Mayıs 5, 2017 in Edebiyat Üzerine

 

Etiketler: , , , , ,