RSS

Aylık arşivler: Aralık 2017

A Note About American Innovation and Entrepreneurship Ecosystem: A Good Example of Open Diplomacy

 

 

image1

As founder of the world’s first digital parliament in 2012 – Democratus, I think I’m well placed to talk about innovation and digitalisation. However, I had never considered the reasons behind US dominance in innovation and entrepreneurship until my last journey to the States.

 

 

I was honoured to be chosen as one of the fellows of Young Transatlantic Innovation Leaders Initiative (YTILI), to explore US innovation ecosystems & policies, and contribute towards co-operation across transatlantic barriers. YTILI is one of the leading fellowship programs of German Marshall Fund, which aims to strengthen the alliance between US and Europe.

 

The selection process was difficult and very competitive. There were thousands of applicants across Europe; and GMF chose 100 young leaders for 2017-2018 after a long process including reference letters, statement of purposes, interviews etc. YTILI Fellows were invited to attend a 21-day program in US: 3 days in Washington DC for orientation and focus on US policies; and a 2 week stay in a host city for field observations.

 

In Washington DC, we were hosted in a hotel at the centre of the city and our program began in the Department of State and GMF buildings. The seminars in GMF about the entrepreneurship ecosystem in DC and preparing a successful presentation were very useful. However, the sessions at the Department of State could have been improved if policies of federal government to support entrepreneurship and innovation ecosystems were mentioned.

 

After the orientation program in DC, I travelled to my host city, Seattle, with 6 other fellows and we were guests of an incubation centre, which works with the University of Washington. Seattle is a distinctive city in terms of entrepreneurship and innovation. Microsoft, Amazon, Starbucks, and Boeing (its headquarters are in another city, now) are located in Seattle; and the city is the second biggest innovation hub in the US after San Francisco. On the other hand, Seattle is the most efficient American city in terms of funds available into the ecosystem and number of successful enterprises bushing out according to U.S. Small Business Administration.

 

My experiences and thoughts on American dominance in innovation and entrepreneurship in comparison to the rest of the World are as follows:

 

  • Right of property is very strong in US. You can not only protect your scientific formulas with a patent but also you can have intellectual property rights about your way of doing business. So, most of the inventions have been created, protected and so appreciated in US easily.
  • Successful entrepreneurs and business professionals are very open to help a fresher, who needs a help to develop her/his enterprise. I call this concept: ‘’open diplomacy’’. You can easily ask a businessperson to take a coffee together and chat quickly about your projects. So, this conversation may help your business. As a result, most people in the ecosystem are using some smart phone applications like Shapr, which is an app to meet inspiring businesspersons and entrepreneurs thanks to matches like a popular dating app, Tinder, did.
  • Americans are responsibility oriented people, contrary to most of Europeans emphasizing their rights at the first. Government gives credit to its citizens and trusts them at the beginning instead of being suspicious of them.
  • US Small Business Administration, which is an agency of federal government to support SME’s, are working very effectively. When US Government initiates a tender, it always sets some quotas for SME’s and all process are governed very transparently.
  • Research universities especially are the natural centres of innovation and entrepreneurship. Because they have a total ecosystem containing investors, incubators, accelerators and motivated students and scholars. The system allows people to create value and benefit its monetary gain.

 

 

 

Reklamlar
 

Etiketler: , , , , , , , ,

AMERİKAN İNOVASYON VE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ ÜZERİNE NOTLARIM 1: Washington DC

AMERİKAN İNOVASYON VE GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİ ÜZERİNE NOTLARIM 1: Washington DC

 

 

Geçen yıl Nisan ayıydı sanırım. İngiltere’nin bir türlü gelmeyen baharından usanmıştım. Kara gümüş bir gök kubbe altında gözlerimi kapamış kendimi başka yerlerde hayal ediyordum. Boğaziçi Üniversitesi’nin manzarasından erguvanlar açmış boğazı izlediğimi düşlüyordum. Tam o an karşı yakadan -Üsküdar’dan- bir mail aldım. ABD’nin inovasyon ve girişimcilik işlerini nasıl başardığını paylaşmak ve karşılıklı ilişkileri geliştirmek için girişimcilere bir davetti bu. Ben de başvurdum ve uzun bir süreçten sonra (referans mektupları, niyet mektupları, mülakatlar vesaire) İngiltere’yi temsilen seçilen 2 kişiden biri olduğumu öğrendim. (Evet İngiltere’yi temsilen seçildim)

 

Tam ismi Young Transatlantic Innovation Leaders Initiative (YTILI) yani Genç Transatlantik İnovasyon Liderleri İnisiyatifi olan program, ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı German Marshall Fonu’nun bir inisiyatifi. Marshall Fonu ise 2. Dünya Savaşı’ndan yıkımla çıkan Avrupa ve özellikle de Batı Almanya’yı ABD’ye dost kalacak şekilde yeniden inşa etmek ve Sovyetler Birliği’ne karşı Amerikan stratejisinin Avrupalı ortaklarını ‘sistem içinde’ bayındır kılmak için kurulmuştu.

 

Neyse girizgahı uzatmayayım efendim, 9 Eylül’de Londra’dan kalkan bir uçakla Washington DC’ye vardım. Küsüp dudaklarını bükmüş, göz yaşlarını koydu koyacak bir havası vardı başkentin. Programımız 4 gün DC’de, Amerikalı politika yapıcılarla tanışmamızı ve federal devletin politikalarının bizimle paylaşılmasını içeriyordu. Sonrasında daha küçük gruplara ayrılarak background’umuza en uygun ekosistemi deneyimleyebileceğimiz farklı şehirlere dağıtıldık ve 2 hafta da burada ekosistemi yerinde gözlemleme şansımız oldu. Sonraki süreçte de ben, New York ve Boston’a (yatırımcılarla tanışmak ve doktora imkanlarına göz atmak için) kendi başıma seyahat ettim.

 

Washington günlerimiz hızlı ve yorucuydu; Dışişleri Bakanlığı (Department of State) merkez binasında panellere ve Transatlantik Diplomasi Akademisi binasındaki toplantı ve sunumlara katılıyorduk. Programın en büyük artısı kesinlikle diğer ülkeleri temsilen gelen genç girişimcilerle tanışmak oluyordu. Federal Hükümet’in girişimciliği destekleyen başarılı politikalarına gelince ABD devlet olarak basitçe şu 4 şeyi yapıyordu:

 

1) Üniversitelerde gerçekten liyakatle istihdam yapılıyor, araştırma üniversitesi bellenen kampüsler ciddi şekilde araştırma ve üretime odaklanıyor. Bu okullar çevrelerindeki iş ve finans çevreleri ile tam entegre bir şekilde öğrenci ve hocaları kolayca girişimcilere ve patronlara dönüştürüyor.

 

2) Bana öyle gelir ki her şey ‘’sahip olma’’ arzusu ile az veya çok ilgilidir. Bir devlet mülkiyeti ne kadar keskin çizgilerle koruyorsa o ülkede girişimcilerin daha aktif olmak isteyeceğini söyleyebiliriz. Eski Western filmlerinden hatırlarsınız; ‘’Arazime izinsiz girdin seni vurmamak için bana iyi bir neden söyle ahbap’’ diyen pasaklı ve sakallı Amerikalıyı… ABD’nin bu konuda oldukça iyi olduğunu, sadece nakdi veya gayrı nakdi mallarınızı değil; fikri mülkiyet haklarını da çok iyi bir şekilde koruduğunu söyleyelim (bakınız Coca Cola efsanesi); hatta patentleri geçtim insanlar kendilerine özgü ‘’iş yapış tarzlarını’’ dahi bu ülkede koruma altına alabiliyorlar.

 

3) Merkezi hükümet, bir mal veya ürüne ihtiyaç duyduğunda ihaleye çıkıyor. Ancak bu süreçte bir takım hoş detaylar var. Öncelikle tüm ihaleler bir portal üzerinden şeffaf bir şekilde gerçekleşiyor. İhalelere katılmak için işletmelerin kendilerini tanımlayan (iş alanlarına göre kodlar aldığı) bir sistem var. Ayrıca hemen her ihalede KOBİ’lerin, yeni kurulan işletmelerin veya engelli – desteklenmesi planlanan bir toplumsal kesimden gelen girişimcilere kotalar ayrılıyor. Örneğin kadın girişimciler veya eski hükümlülerin kurduğu girişimlerden bu hizmetin minimum %20’si sağlanacaktır gibi. Bu kotalar küçük bir ofis tasarımından dev bir askeri tesis inşası işine kadar her iş için uygulanıyor. Böylece devletin yaptığı iş/mal alımlarında girişimciler de şeffaf bir şekilde kendilerine yer bulup gelir elde edebiliyorlar. Yeni girişimlerin kapasitelerinin belirsiz olması ve kamu işlerini tamamlayamama ihtimallerine karşı da çeşitli sigorta mekanizmaları kurulmuş durumda.

 

4) Bizdeki KOSGEB’e tekabül eden Amerikalı kurumun aktif ve ağır devlet bürokrasisinden bağımsız halini de hesaba katmalıyız. Bu kurum basitçe girişimcileri destekliyor, onlara eğitim, krediye – finansmana hızlı ve kolay erişim (kefil oluyor banka nezdinde), yurt dışına mal satmak için gerekli şeyleri öğreten ve onlara destek olan diğer kurumlarla irtibatlarını kurmak gibi basit işler yapıyor ve bunu çok sade ve şık bir sunuşla –anlatımla yapıyor.

 

Bir de Washington’dan bahsetmişken eklemeden geçemeyeceğim; Beyaz Saray dediğimiz ‘’White House’’ düşündüğümüzden çok daha küçük. Güç ve iktidar gerçekte var olandan ziyade oldukça izafi yani sizin onu ne sandığınızla ilgili.

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: , , , , , , ,