RSS

Aylık arşivler: Haziran 2012

Ekipleşmek: Hayal Ortaklarını Bulmak

Başarılı hareketlerin hemen hemen tamamı ekip işidir. Bunu dinlerin yayılmasından, şirketlerin kurulumuna, medeniyetlerin yükselmesinden, savaşların kazanılmasına kadar pek çok alanda örnekleyebilirim. Herhangi bir projeye başlanacağı zaman da “konu”ya inanan ve nitelikli bir ekip kurabilmek girişimcinin temel misyonu olacaktır. Ekipleşme için ise en önemli kelime “network” sanırım. Dolayısıyla çalışma arkadaşları ararken alıcılarınızın açık olması ve her ilgili ortamda birileri ile tanışmak üzere hazır ve nazır olmanızı tavsiye ediyorum. Ekipleşirken karşılaşılacak bazı sorunlarsa sanırım şöyle:

En yakın arkadaş sendromu: En iyi anlaştığınız kişilerle birlikte bir şeyler yapmak isteyebilirsiniz; ancak sevdiğiniz bu kişinin sizin projeniz için en iyi aday olduğundan emin misiniz? Bunu elinizden geldiğince objektif bir şekilde bir daha değerlendirmenizi öneriyorum. Çünkü pek çok insan en yakın arkadaşıyla birlikte bir harekete giriştikten sonra yanlış kişi yanlış proje eşleşmesi yüzünden hem projesini hem de güzel dostluklarını kaybetti.

Karşınızdakinin gözlerine bakmak yetmez, deneyimleyin: Güzel bir projeniz var, bundan karşınızdaki kişiye bahsediyorsunuz ve onun gözleri ışıldıyor, evet artık birlikte hareket edeceksiniz. En azından o masada bu şekilde sözler veriliyor ve alınıyor. O ilk görüşme emin olun ki size hiçbir şeyi garanti etmeyecek. Bir süre karşılıklı deneme zamanı verin birbirinize. Bu kişi o işi makul bulmuş olabilir; ancak hayalleriniz için ne kadar zaman ayıracağını, çalışma esnasında birlikte ne kadar uyumlu ve efektif iş çıkarabileceğinizi görmelisiniz.

İş tanımlarını kesin ve hemen fırsat-kazanç paylaşımlarını muğlak ve deneme süresinin sonuna bırakın: Gerçekten etkili bir ekip üyesi bulduğunuza emin olduğunuzda onunla kazancınızı ve gelirinizi paylaşmak konusunda cimri olmayın asla. Zira ne kadar çok kazanç veya getiri elde edeceğiniz biraz da onun çalışması sonucu ortaya çıkacak; fakat henüz emin olmadan da kimseyle bir paylaşıma gitmemenizi tavsiye ediyorum.

Aşk ile iş birbirine karışmamalı: Aşk; ihtirasları, küçük kavgaları ve cilveleri seven bir derya; iş ise monotonlaşmaya ve gerginliğe gebe bir yoldur. Bu ikisi birbirine ne kadar az karışırsa emin olun hayat sizin için o kadar kolay olacaktır.

Özel hayatlara dikkat: Karşınızdaki kişinin yetkin olması ve işinize inanması ne kadar önemliyse onun özel hayatının sizin ondan beklediğiniz performansa müsaade ediyor olması da en az bir o kadar mühim. Nişanlısından yeni ayrılmış bir uzman, üniversiteyi yeni bitirmiş bir uzman yardımcısı kadar verim getirmeyebilir.

İsrar etmeyin kabullenin: Aradığınız kişiyi bulduğunuza inanıyorsunuz ve o da projeye inanıyor. Aranızda mükemmel bir anlaşma-uyum söz konusu; ancak bir türlü işler beklediğiniz gibi gitmiyor, olmuyor, olmuyor… Mazeretler üretmeyi bırakın. “O aslında böyle biri değil, bu hafta canı sıkkın olduğu için çalışamıyor. Geçen gün annesi rahatsızlanmıştı. Bugün hava güzel herhalde o nedenle bu hatayı yapıyor…vs” bu tarz mazeretleri bir kenara bırakın; çünkü çanlar çalıyor: bu kişi sizin projeniz için şu anda uygun kişi değil, belki bir başka projede görüşseniz daha iyi olabilir.

Profesyonellerin bedeli ağır olur tecrübesiz ama gelecek vadedenlere yöneleyim DEMEYİN: Kendini ispatlamış, güzel firmalarda hoş pozisyonlarda çalışan kişilere ulaşmanızı tavsiye ediyorum; çünkü tecrübe zamanla kazanılan bir birikim ve sizin girişimci olarak sahip olmadığınız tek şey ekip arkadaşlarınızın kendini pişirip geliştirmek için ihtiyaç duyabilecekleri “gelişim süreci” ya da zaman!

Hülasa ekip girişimcinin iş fikriyle birlikte en mühim serveti ve bu yüzden üzerinde uzun uzun düşünmeyi hakediyor.

 

Etiketler: , ,