RSS

Aylık arşivler: Kasım 2011

Bakkal Sohbeti: Cam Şişede Su

Evime giderken ve evden çıktığımda uğradığım bir bakkal var. Burayı her ziyaretimde ilginç bir gözlem yapma fırsatım oluyor. Bakkalları çok önemsiyorum; çünkü mahallelinin birbiriyle konuşabildiği, rahatça diyaloğa girebildiği daha uygun bir ortam bilmiyorum.

Dün eve dönerken yeni çıkan, gayet de pahalı olup cam şişede satılan su markalarından sohbet ettik bakkal ile. Ben de tasarımını beğendiğim ve şişesini çalışma masamın üzerine bir sürahi gibi kullanmak istediğim bu şişelerden küçük bir tane satın aldım. Satıcı camın faydalarını ve estetiğin önemini öve öve bitiremeyip satışı yaptıktan sonra ekledi, “Yarın da filanca markanın ki gelecek bir de onu gör… Bugün aldığından en az iki kat daha güzel!”

***

Sıkıntı verici bir günü tamamlayıp eve doğru yollanırken dünkü konuşma geldi aklıma ve bakkala çevirdim yolumu.  Gerçekten de dün satın almış olduğum markanın kolilerinin üzerinde bir sıra dolusu yeni tasarımlı farklı bir markanın pahalı cam şişe suları duruyordu. Zevklerimiz bakkal ile uyuşmuyormuş doğrusu, ben öyle çok beğenmedim bu yeni modeli. O sırada lafa karışan bir emekli amca-o da ben gibi müşteriydi- bizim henüz Avrupa ülkeleri gibi zengin bir memleket olmadığımızı, asgari ücretle geçinenler varken suya bu kadar para vermenin doğru olmayacağını haykırmaya başladı. Bakkal ise Batılı devletlerin borç yüklerinin Türkiye’nin bilmem kaç kat fazlası olduğunu ekleyerek tartışmaya benzin püskürttü (bakkal bu teknik bilgileri nereden edinmişti burası muammadır). Emekli amca çark ettiğini belli etmeksizin Avrupa’nın batma sebebinin bu gibi gereksiz yere harcanan paralar olduğunu bağıra bağıra anlatmaya başladı. Bakkal ise dün bana o şişeleri satmamış, küçücük dükkânın içine onca koliyi istiflememiş gibi (belli ki alıcısı çok olacak) amcaya destek vermeye başladı.

Bakkal ve fikirlerini savunma cesaretine sahip bu müşteriye cevaplar vermek istemedim, haklı oldukları yerler çoğunluktaydı; ancak estetik kaygı ile bu şişeleri kullanmak isteyenler de olabilirdi. Bakışlarımla onları onayladım ve sessizce dükkândan dışarıya attım kendimi.

***

Halk siyaset yapmaya bayılıyor. Kantinde, otobüste, bakkalda, berberde, iş yerinde ve evde… Politika her yerde bizleri kuşatmış durumda, fikirlerimizi dile getirmeye çok istekliyiz yeter ki onların kıymetlendiklerini görebilelim.

Yakında yayına almayı düşündüğümüz Democratus Projesi’nin- ayrıntılı olarak daha sonra ele alacağım- ortaya çıkmasına neden olan da işte bu toplumsal ihtiyaca aradığım bir çözümdü.

Eve doğru yürürken dar sokaklar boyunca işte bunları düşünerek adımladım.

Ne dersiniz sizce de insan bir homopoliticus* değil mi?

*homopoliticus: siyaset yapan canlı

Reklamlar
 

Etiketler: