RSS

Aylık arşivler: Ağustos 2011

Başarısızlık Hikâyelerinin Kitabını Yazın!

“Neyi yapmanız gerektiğini bulamadığınız anlarda neyi yapmamanız gerektiği üzerine odaklanın.”

Sosyal Medya sektörüne bir anda kafamın içini aydınlatan parlak bir fikirle giriş yaptığımda sektörden ve hatta sosyal medyadan pek haberim yoktu doğrusu. Ne yapacağımı bilmeksizin nereden başlamam gerektiğini düşündüm birkaç gün. Bu alanda bana fikir verebilecek tanıdıklarım olmadığı gibi sektörün işleyişi ile ilgili neyi nerede bulacağımı da bilmiyordum. Durumum, yabancı bir evde aniden ışıkların sönmesi ile karanlıklar içinde yapayalnız kalmak gibi bir şeydi. Önce nerede olduğunuzu anlamanız ve sonra da ne yapmanız gerektiğini hesaplamanız lazım böyle durumlarda.

Bir yandan sosyal medyayı ve sosyal ağları her şeyiyle anlamaya çalışırken bir yandan da konuyla ilgili bilgisi olabilecek kişilere ulaşmaya, onlarla tanışmaya ve onlara sektörle ilgili neler olup bittiğini sorabileceğim buluşmalar ayarlamaya çalıştım.

Bu sıralarda bir söz kulağıma çalındı: “Akıllı insan yaptıklarından ders alır, daha akıllı insan ise başkalarının yaptıklarından da ders almasını bilir.” Bu sözün önemine inanarak benden önceki girişimcilerin yaptıkları hataları araştırmaya koyuldum. Sorup soruşturarak başarısız olmuş girişimcileri buldum ve neden başarısız olduklarını “üslubunca” anlattırmaya başladım.

Böylece önümde bir “yapılmaması gerekenler” listesi oluştu. Yapılmaması gerekenleri gördükten sonra nerede olduğunuzu ve ne yapmanız gerektiğini emin olun kolayca keşfedebiliyorsunuz. Dolayısıyla başarılı kişilerin hayatını-başarı hikâyelerini okumaktan daha çok ihtiyacınız olan şey başarısızlık hikâyelerini okumak ve bu tecrübelerden dersler çıkarmak. Unutmayın ki girişimler içerisinde başarılı olanların oranı başarısızlıkla sonuçlananlardan çok daha az ve sükût-u hayale uğramış girişimcilerle ortak noktalarınız olma ihtimali de daha yüksek.

Hülasa, öncelikle başarısızlık hikâyelerinin kitabını yazmalısınız, benim gibi!

 

Etiketler:

Girişimcilik Üzerine…

Herkesin bir fikri var!

Fikrinizin olması veya düşünüyor olmanız sizi bir başkasına göre avantajlı veya farklı bir pozisyona sokmuyor kesinlikle. Çünkü çevremizdeki herkes şu veya bu şekilde bir takım fikirler buluyor ve kendi kurguladığı bir gerçekliğin içinde, bu fikrin hayalinin ışıltısında kendisini girişimci veya mucit olarak isimlendiriyor.

Bu fikirler zamanında toprakla kavuşmamış tohumlar gibi, önce kuruyup heyecanlarını kaybediyorlar daha sonra da küflenip hayata geçmeleri için gerekli tüm şartları yitiriyorlar. Sözde girişimcilerimiz fikir tohumlarını kafalarındaki ambarlarda çürümeye terk ederken benzer tohumları emek suyu ile toprağa diken gerçek girişimcilerin filizleri yerden yükseliyor. Böyle zamanlarda çevremizde çoğu zaman duyduğumuz “yemin ederim ben düşünmüştüm bunu!” tarzı hayıflanmalar oluşuyor.

Hülasa, sözde değil özde girişimci olmak fikir üretmekle değil, harekete geçmekle oluyor. Elvis’in de dediği gibi:  “A little less conversation, a little bit action, PLEASE!”.

Aksiyona geçmek için beklemenize bir neden yok. Yarın değil, hemen şimdi hayallerinizin peşinden gidin. Unutmayın, herkesin bir fikri var, farklı olanların tarlalarından tomurcuklar patlamaya başladı bile…

 

Etiketler: